Bir Aşk öyküsü....

kum tanesinin aşkı
Günün birinde bir çölde iki kum tanesi karşılaşmış ve birbirlerini çok
sevmişler uzun bir süre çok yakın olmuşlar.
Birbirlerini yanlarında,canlarında olarak sevmeyi öğrenmişler.
Derken bir rüzgar çıkmış kum tanelerinden biri yerinde kalırken
diğeri biraz uzağa savrulmuş.
Çokuzak değillermiş ama yinede göremiyorlarmış birbirlerini.
Sevgileri hiçazalmamış yine sevmeye devam etmişler.
Birbirlerine ulaştırabildiklerisesleriyle, haberleriyle yaşıyorlarmış
ve artık görmeden seslerindesevmeyi öğrenmişler.
Bir gün biri diğerine "sevdamız sonsuza erişmesi için aynı anda bir
dilek dileyelim" demiş.
Ikisi de aynı anda bir dilekte bulunmuşlar ve tam o sırada bir fırtına çıkmış.
Bu kavuşmamız, sevdamızın sonsuza dek sürmesi olabilir diye
ikisi de kendilerini fırtınaya bırakmışlar.
Gözlerini kapayıp fırtına dindiğinde sevdalarının yanı başında olmuş
olmayı arzulamışlar.
Fırtına o kadar kuvvetliymiş ki o güne kadar yıllarca yerlerinden kıpırdamayan
kumlar bile başka yerlere savruluyorlarmış.
Fırtına günlerce sürmüş kum taneleri de oradan oraya savrulup durmuşlar.
Ikisini de bir sabırsızlık sarmış.
Fırtına durmuyor aksine artıyormuş.
Fırtına dinmek bilmedikçe onlarda sabırla sevmeği öğrenmişler.
Günler geçmiş sonunda fırtına durmuş gözlerini açtıklarında ikisi de
başka alemlerde bulmuşlar kendilerini.
Bu fırtınanın onları birleştireceğine o kadar inanmışlar ki birbirlerini yanlarında
bulamayınca yüreklerinde derin bir acı hissetmişler
ve acıyla sevmeği öğrenmişler.
Kendilerine birazcık geldiklerinde ikisi de bu fırtınayla
başka başka yerlere savrulduklarını anlamışlar.
Biran ölmek istemişler ama sonra birbirlerini hiç görmeden,mesafelere,
engellere rağmen sevmeği öğrenmişler.
"Eskisi gibi bağırsakta sesimiz ulaşmaz ki birbirimize"demişler.
Ikisi de yeni yerlerinde kimseyle konuşmamışlar ve yıllarca
hep susmuşlar.
Hep yeni bir fırtına ümidiyle birbirlerine ihanet etmeden beklemişler.
Böylece umutla sevmeyi öğrenmişler.
Yıllar geçmiş ama sevgileri hiç geçmemiş.
Birbirlerinden hep umutlu olarak yaşamışlar.
Bir gün ikisi de birbirlerinden habersiz aynı anda gözlerini kapamışlar
ve kavuşmak için yeniden fırtına çıkmasını dilemişler.
Beklemişler beklemişler ama fırtına bir türlü çıkmamış.
Kendilerini tüm benlikleriyle fırtınaya bırakmak için oldukları yerde
dönmüş durmuşlar ama hepsi nafile küçük bir rüzgar bile çıkmamış.
Sonunda durmuşlar ve gözlerini açmışlar.
Sevdiklerinin, sevdalarının, yıllarca beklediklerinin tam karşısında
durduklarını görmüşler ve hemen ikisi de yıllar önce
diledikleri dileği anımsamışlar.
Dilek şöyleymiş "Allah'ım bizi birbirimize her şeyiyle sevmeği
öğrendiğimizde kavuştur.
Öğle kavuştur ki sevdamız sonsuza erişsin."
Sonunda anlamışlar ki birbirlerinden çok uzaklarda geçirdiklerini
sandıkları yılları aslında birbir yanı başlarında geçirmişler.
Dileklerinin kabul olması için yılların geçmesi gerektiğini öğrenmişler
çünkü onlar sevmeği her şeyiyle öğrenmeği dilemişler.
Dilekleri kabul olmuş umutla, sabırla, acıyla, yakında, uzakta...
her şeyiyle sevmeği öğrenip birbirlerine kavuşmuşlar.
Sevmeği bildikten sonra mesafeler, acılar, yıllar, aylar...asla sevdayı
söndürmez ama sevmeği bilmedikten sonra
yanı başında ki sevdiğini bile yıllarca göremeyebilir insan...
__________________
Herkesin bir derdi var. Her derdin bir acısı, Acılarım katlanılmaz değil ama,birde tuz basanı var. Her aşkın bir hasreti var, her hasretin bir çilesi Çilem çekilmez değil ama Birde çektireni var. Her aşığın bir sözüvar. Her sözün bir söyleteni söyleyecek çok şeyim var ama Birde susturanı var: SUSTUM..! SUSKUNLUĞUM, ...SUSTURANA ARMAĞAN OLSUN..
|